Anasayfa  | Sohbet-Chat  | Videolar  | E-kartlar  | Şiirler  |  Arama   |  Kim kimdir  |  Hazır Mesajlar  |  itiraf Oku  |  Resimler | iletişim

20 yıl öncesine kadar pek çok kişinin ‘hayatın sonu’ sözüyle bile tanımlayabileceği ‘kısırlık’ gelişen tedavi yöntemleriyle tarihe karışıyor... Ve bu dizi size bir bebek vaat ediyor...


Kadın, yaşadığı mutluluk karşısındaki ilk tepkisini "Doktorun boynuna atladım" sözleriyle anlatıyor... Ve sözlerini şöyle sürdürüyor: "Nasıl atlamayayım, yıllarca bana ‘hamilesin’ diyecek bir doktoru düşledim... Birinin bana ‘anne’ demesini deliler gibi bekledim."
Türkiye’de ve dünya da böyle olaylar, çocuk özlemiyle yanıp tutuşanlar o kadar çok ki... Bir bebek sahibi olmak için servetini gözden çıkaranlar, doktor doktor dolaşanlar milyonları buluyor... Bugün çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yüzde 10 ila 20’si kısırlık problemi yaşıyor...

Gitsin eş, gelsin bebek!
20 yıl öncesine dek, "Sperm sayım az", "Her iki rahim kanalım kapalı, ameliyat oldum ama açılmadı" şikâyetleriyle gelen hastalara doktorlar olumsuz yanıt veriyordu... Bu çiftlerin bir bölümü kaderine razı olurken, kimileri de evlat edinme yolunu seçiyordu.
Anadolu’da ise çözüm erkeğin eşini değiştirmesiydi. Çünkü mantık, "Kısır kadın devran gibi adama bir çocuk veremedi" düzeyinden öteye gidemiyordu. Aileler böylelikle bugün tek ilaçla çözülebilecek bir sorun yüzünden dağılıyordu.

Doktorlar sağ olsun...
Oysa gelişen tıp sayesinde, üreme sağlığı alanında büyük adımlar atıldı. Öyle ki artık hiç spermi olmayan bir erkek dahi, testislerinden alınan minik bir parça ile babalık hayaline kavuşabiliyor.
Kısırlığın nedeni daha kolay bulunabiliyor ve tedavi imkânları artıyor. Üstelik erkeklerin büyük bir bölümü sorunun kendilerinden de kaynaklanabileceğini kabullenmiş durumda.
Bugün Türkiye’deki birçok merkezde Avrupa ve Amerika’da uygulanan tedavi yöntemleri kullanılarak aileler için çocuk sahibi olmanın yolları açılıyor. Kısaca, kısırlık artık kader olmaktan çıkıyor.



‘Hamilesin deyince doktorun üzerine atladım’

Makine mühendisi Yavuz Yörükoğlu ile ev kadını Hanife Yörükoğlu, anne - baba olmanın mutluluğunu 17 yıllık bir çaba sonrasında yaşadı. Hanife Yörükoğlu, çocuk sahibi olmak için yıllar boyunca, her gün işe gider gibi doktora gitmiş... Şimdi 3.5 yaşındaki Emre ve Cemre adlı ikiz bebekleri var. Ve ikizlere kavuşma mücadelesini şu sözlerle anlatıyor: "22 yaşında anne olmak istedim. Her hamilelik testi sonrası elimde ‘Sonuç: Negatif’ yazan bir kâğıtla çıkıyordum. İki daire alacak kadar para harcadık. Ümidimizi kaybetmek üzereydik. Hamile kalamama nedenim bir türlü anlaşılamıyordu. Bir arkadaşımızın tavsiyesi ile Alman Hastanesi’ne başvurduk. Problemin bendeki yumurtaların dış çeperinin kalın olmasından kaynaklandığı anlaşıldı. Mikroenjeksiyon yöntemi uygulandı. Dışarıda döllenen 6 embriyo yerleştirildi. ‘Sonucu 15 gün sonra alacaksınız’ dediler. Hastaneye geldik. Kontroller yapıldı. Bizim durumumuzda olan çiftler odada bekliyor. Tek tek isimler okunuyor, titreyerek giriyoruz içeriye. Doktorum bana bakıp ‘Gözün aydın’ dedi. Kendimi kaybedip doktorun boynuna sarılıp dakikalarca ağladım. Yıllarca bana ‘hamilesin’ diyecek bir doktoru beklemişim, nasıl sarılmayayım."



‘Doktor, ben kısır mıyım?’

Alman Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, kısırlık konusunda tam bir uzman... Yıllarını bu konudaki çalışmalara, çiftlerin kucağına bebek vererek mutluluk dağıtmaya adamış... Bahçeci’ye kısırlık hakkında en çok merak edilen soruları yönelttik. İşte sorular ve yanıtları:
Biyolojik açıdan sorunsuz bir çiftin bebek sahibi olma olasılığı ne kadar?
Her âdet dönemi için yüzde 25. Bu nedenle kısırlık tedavisinde, hamilelik sağlanana dek tedavinin birkaç kez tekrarlanması gerekir.

Türkiye’de kısırlık oranı nedir?
Bir yıl sonunda gebelik elde edemeyen çiftlerin oranı yüzde 10 ile 20 arasında. Bu da Türkiye genelinde 1.5-2 milyon kişi demektir.

Hamile kalmak için en uygun dönem, ne zaman?
Âdetin başladığı günden 14 gün sonra yumurtlama gerçekleşir. Yumurtalığın her ay sadece bir kez ürettiği yumurta, 24 saat yaşar. Bu hamile kalma olasılığının en yüksek olduğu dönemdir. Bazı kadınlar 14’üncü günden önce veya sonra yumurtlayabilir. Sperm ise kadın üreme sisteminde 48 saat yaşayabilir. Âdetin 10 ve 18’inci günleri arasında gün aşırı gerçekleşen cinsel ilişki gebelik şansını arttırır.

Kısırlık sorunundan söz etmek için ilk şart nedir?
En az 12 ay süreyle korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edilemiyorsa kısırlıktan söz edilebilir.

Doktora başvurulması için tek şart bu mu?
Hayır, bu durumun yanında kadın 30 yaşın üzerinde ise ve üreme yollarında iltihap yaşamışsa, âdetleri düzensiz ve ağrılı ise daha önce bir düşük yaşamışsa, sperm miktarında düşüklük varsa doktora gidilmeli.

Kısırlık çoğunlukla erkekten mi, kadından mı kaynaklanır?
Sorunun yüzde 30’u erkek, 30’u kadın, 30’u ikisinden kaynaklanıyor.
KISIRLIK KADER DEĞİL

ERKEKLERDE KISIRLIK SORUNU VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ


Çiftlerin yaklaşık %15'inde görülen çocuk sahibi olabilme sorununda, sadece erkeğe bağlı faktörler %20 olup, ayrıca yaklaşık %40 vakada da erkekteki sorun, çiftin çocuğunun olmamasına katkıda bulunmaktadır.. Böylelikle, çocuk sahibi olmakta zorluk yaşayan çiftlerin % 50-60'ında, erkekteki bir sorunun kısmen de olsa sebepler arasında yer aldığı söylenebilir. Erkekte kısırlıkla ilgili sorunlar, çok büyük bir çoğunlukla yapılan sperm tahlilinden anlaşılabilirse de, bazı durumlarda özel tetkikler gerekebilir.

Erkek Kısırlığının Nedenleri ve Çeşitleri
Erkek kısırlığı çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabilir: hormonal nedenler, genetik-ailevi nedenler, geçirilmiş iltihabi hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar, doğumsal anormallikler, çevresel , kimyasal etkenler vb. En sık görülen ve mikrocerrahi ile olumlu sonuç alınabilen bir neden de yumurtalık damarlarında varisleşme-yani varikoseldir. Eroin, morfin gibi maddelerin kullanımı ve vücut geliştirme çalışan insanların doping için aldıkları maddeler, çocuk olmasını engelleyebilir ve zorlaştırıcı etkilerde bulunabilir. Bu tip ilaçlar kasları kuvvetlendirmek adına vücudun normal hormonal düzenini bozar, dışarıdan bol miktarda vücuda alınması sonucu bunların vücutta üreten hücreler ve sistemler zayıflayarak devre dışı kalabilir.
Aşırı sıcak ortamda olanlar ve petro-kimya türü kimyasalların dumanı ile iç içe olanlar kısırlık tehlikesi ile karşı karşıya kalırlar. Çeşitli boya ve kimyasalların kanserojen etki gösterdiği de bilimsel açıdan kanıtlanmış bir gerçektir.
Erkeklerde kısırlık nedenlerinden biri olan kanal tıkanıklığı nasıl oluşur?
Tüplerde tıkanıklık 4 farklı sebebe bağlıdır.
1-Zaman içerisinde gelişen kistlere bağlı olarak tıkanıklıkortaya çıkabilir.
2- Doktor eliyle yani vazektomi denilen bir doğum kontrol yöntemi sonucu tüplerin bağlanmasıyla gelişebilir.
3- Doğumsal olabilir. Genetik nedenlerle nakil yolları olan tüplerin kısmen veya tamamen gelişmemesi sonucu ortaya çıkar.
4- Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar sonucu da bu kanallarda tıkanmalar oluşabilir. Gonore (bel soğukluğu) gibi kadınlardan cinsel ilişki ile kapılan hastalıkların tedavi edilmemesi sonucu kısırlık ortaya çıkabilir.
Tıkanıklık nedeni olan kısırlıkları artık özel mikrocerrahi ve endoskopik yöntemler ile çoğu vakada başarı ile giderip normal yolla hamile kalınması sağlanabilmektedir.
Belirtileri
Bu hastalıklar her zaman olmasa da çoğu kez belirti verir; mesela idrar yaparken yanma, tıpkı nezledeki gibi idrar yolundan akıntı olması gibi. Bu hastalıkların ilerlemesine yetersiz tedavi de sebep olmaktadır. Eczaneden veya kulaktan dolma tavsiye ile bilinçsizce alınan ilaçlar hastalığı tam olarak tedavi etmeyebileceğinden hastalık idrar yolundan prostat ve testislere ilerleyerek kısırlığa yol açabilmektedir. Tüberküloz yani verem hastalığı da kısırlık yapabilir.

Önce erkek mi kadın mı doktora başvurmalıdır
Aslında her ikisinin de aynı anda başvurması gereklidir fakat önce erkeğin tetkiklerinin yapılmasında fayda vardır. Kültürel yapımız gereği kısırlık söz konusu olduğunda hep kadınlar doktora gönderilmekte, erkekler ancak en son aşamada gitmekte yada hiç doktora gitmemeyi tercih etmektedirler. Öncelikle kadınların kısırlığı son aşamasına kadar araştırılmakta hatta gereksiz yere birçok tedaviler uygulanmaktadır. Çocuğu olmayan bir erkek önce Androloji konusunda uzman bir Üroloji uzmanına, bir Androlog’a başvurmalıdır. Önce muayene, özel sperm ve hormon tetkikleri gerçekleştirilir.
Erkek kısırlığında tedavi basamaklar halinde uygulanır; başlangıçta basit ve sebebe yönelik tedaviler tercih edilir. Sorun tam olarak ortadan kaldırılarak çiftin evlerinde hamilelik sağlaması için ilaç tedavisi, mikrocerrahi, endoskopi uygulanabilir. Kesin tedavi olamasa bile erkeğin bu tedaviler ile durumunun kısmen düzelmesi sağlanarak yardımlı üreme tekniklerinden daha yüksek başarı ile faydalanabilecek hale gelmesi sağlanır. Uygun çiftler kocanın laboratuarda hazırlanan spermlerinin jinekolog tarafından eşe verilmesi (aşılama-inseminasyon) yönteminden fayda görebilir iken durumu daha ağır olanlara mikroenjeksiyon-tüp bebek uygulaması son çare olarak gerekebilir. Mikrocerrahide uygun kişilerde fayda oranı %80 olup hamilelik %40’a varabilmektedir. Aşılamada deneme başına % 20, tüp bebekte %25 hamilelik sağlanabilmektedir.
Günümüzde tam kısırlik durumu çok daha nadirdir. Mikrocerrahi, endoskopi ve yardımlı üreme teknikleri ile eskiden netice alınamayan durumlarda bile çiftler çocuk sahibi olabiliyor. Erkekler suçu eşlerine atmak yerine kendileri de detaylı tetkik olmalıdır. Normal gibi görünen tek bir sperm tahlili yeterli değildir. Ayrıca çocuk sahibi olan bir erkeğin zaman içinde-örneğin varikosel etkisi ile- çocuk sahibi olamaz hale gelmesi de mümkündür. Kısırlık tedavisinde yurdumuzda tüm ileri tetkik ve tedaviler uygulanabilmektedir. Fakat kalite kontrolü ve tedavinin basamaklı yapılması ilkelerine uyulmayabilmektedir. Birçok tetkik ve tedavi çoğu zaman gerekli kalitede gerçekleştirilmemektedir. Ayrıca ticari amaçlar nedeni ile çiftler gereken tetkik ve basit tedaviler denenmeden pahalı ve ciddi anne ve çocuk sağlığı komplikasyonlarına yol açabilecek tüp bebek denemelerine ilk adım olarak başlatılabilmektedirler. Çok kolay ve ekonomik çözümler denenmeden ve bilhassa erkek tedaviler ile en uygun hale gelmeden tüp bebek yöntemine geçilmemelidir. Mikrocerrahi, endoskopi ve ilaç tedavileri birçok çifti tüp bebeğe gerek kalmadan çocuk sahibi yapabilmekte, en azından tüp bebek uygulamasındaki başarı şansını arttırmaktadır.